Denizolgun'un Şüpheli Ölümünde Şok Gelişme: Delil Telefonu Yok Edildi
Eski Ulaştırma Bakanı Ahmet Arif Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada, olay yerinden alınan cep telefonunun yok edildiği belirtildi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ulaştırma Bakanı Ahmet Arif Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada olay yerinden alınan cep telefonunun yok edildiğini belirledi. Bu kapsamda Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile oğlu Hilmi Tuna Kuriş hakkında “Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme” suçlamasıyla dava açıldı.
ÖNCE PARMAK İZİ İNCELEMESİ YAPILDI
İddianameye göre Denizolgun’un ölümünün ardından olay yerinden alınan cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi yapıldı. Cihaz daha sonra Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/6477 sayılı soruşturma dosyasına gönderildi. Tereke işlemleri kapsamında İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine iletilen telefonun da aralarında bulunduğu eşyaların, 4 Mayıs 2017 tarihli kararla Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’e teslim edilmesine karar verildi.
AVUKAT: “ÇUVALI HİLMİ TUNA KURİŞ’İN YÖNLENDİRMESİYLE EVE GÖTÜRDÜM”
İddianamede tanık olarak dinlenen avukat Abdurrahim Çelik’in ifadeleri önemli deliller arasında yer aldı. Çelik, tereke eşyalarını çuval içinde teslim aldığını, eşyalara bakmadığını ancak listesinin bulunduğunu belirtti. Tanık, Hilmi Tuna Kuriş ile görüşerek onun yönlendirmesi üzerine çuvalı Kısıklı’daki eve götürdüğünü ve burada çalışan bir kişiye teslim ettiğini anlattı.
2026’DA ARANDI, TELEFON YOK
Telefonun akıbeti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen başka bir soruşturma kapsamında Hilmi Tuna Kuriş’in ikametinde yapılan aramayla yeniden gündeme geldi. Cihazın arama tutanaklarında yer almaması üzerine IMEI bilgileri ve fotoğrafları Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderildi. 30 Eylül 2026 tarihli tutanakta eski bakana ait telefonun ele geçirilemediği kaydedildi.
SAVCILIK: HİLMİ TUNA KURİŞ TELEFONU ALDIĞINI KABUL ETTİ
İddianamede mahkeme kararları ve teslim tutanakları değerlendirilerek telefonun önce Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’e teslimine karar verildiği, vekil tarafından tereke eşyalarıyla birlikte alındığı ve Hilmi Tuna Kuriş’in yönlendirmesiyle Kısıklı’daki eve götürüldüğü belirtildi. Savcılığın değerlendirmesine göre Hilmi Tuna Kuriş telefonu kendisinin aldığını beyan etti. Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ise tereke eşyalarıyla kendisinin ilgilenmediğini savundu; Başsavcılık ise kendisine teslim edilen telefonun muhafazasından sorumlu olduğu kanaatine vardı.
MESAJLAR, FOTOĞRAFLAR VE NOTLAR ÖNEMLİ DELİL OLABİLİRDİ
İddianamenin dikkat çeken bölümlerinden biri telefon içeriğine ilişkin değerlendirme oldu. Başsavcılık, Denizolgun’un telefonunda olay sonrasında herhangi bir teknik ve bilirkişi incelemesi yapılmadığını kaydetti. Savcılık, telefondaki olası mesaj içerikleri, fotoğraflar ve notların ölümle ilgili soruşturmanın aydınlatılması bakımından önemli delil niteliği taşıyabileceğini vurguladı.
DENİZOLGUN’UN TELEFONU YOK EDİLDİ
Dosyadaki mahkeme kararları, teslim ve arama tutanakları, tanık anlatımı ile şüpheli savunmalarını birlikte değerlendiren Başsavcılık, teslim alınmasına rağmen telefonun yok edildiği sonucuna vardı. İddianamede, kasten öldürme suçundan yürütülen soruşturma bakımından delil niteliği taşıyan telefonun yok edilmesinin TCK 281/1’de düzenlenen suçu oluşturduğuna dair kamu davası açmaya yeterli şüphenin oluştuğu kaydedildi.