19 Mayıs sabahı Atatürk Samsun’da

19 Mayıs 1919 senesinde Samsun'da Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde başlayan kurtuluş mücadelesi Türk Milletinin zafer destanı olacaktı. 19 Mayıs'ta neler oldu, 19 Mayıs'ın anlam ve önemini sizin için gururla derledik.
Takip et
19 Mayıs sabahı Atatürk Samsun’da
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

İşgal altındaki vatan toprakları, 101 sene önce âdeta bir yangın yeriydi; kapkara dumanlar dağların tepelerine yükseliyordu. Fakat, içi umutla dolu, milletine güvenen, kurtuluşa inanan bir adam ve arkadaşları, dillerinde bir marş, “Dağ başını duman almış” diyerek yürüyorlardı ufuktan doğacak güneşe doğru.

19 Mayıs sabahı Atatürk Samsun’da

Bugün evlerimizde olsak da şehit kanıyla kurtarılmış vatan toprağına güneşin ufuktan ebediyete kadar doğuşunu sağlayanlara, kalplerimizde minnet ve şükran duygularıyla hüzünlü bir coşku içinde kutluyoruz 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı…

19 Mayıs sabahı Atatürk Samsun’da

Marş belirterek yürüyenlerin başında, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basan 9. Ordu Kıtalar Müfettişi Mustafa Kemal Paşa vardı; Havza’ya gitmek üzere 25 Mayıs sabahı bindikleri hurda araba, Karageçmiş köyü yakınlarında arızalanır. Araçtan umudunu kesen Mustafa Kemal, köye doğru yürürlerken, “Dağ başını duman almış” marşını söylemeye başlar ve kendisini izleyenlere, “Haydi siz de söyleyin” der.

19 Mayıs sabahı Atatürk Samsun’da

Vatan toprağına güneşin doğmasını temin etmek için neşe içinde marş belirten Mustafa Kemal ve karargâhı, daha on gün önce İstanbul’daydılar. Mondros Mütarekesi’nin 30 Ekim 1918’de imzalanmasından sonra 13 Kasım 1918’de İstanbul’a dönen ve altı ay İstanbul’da kalan Mustafa Kemal, çeşitli temaslarda bulunur. Anılarında anlattığına göre, kendisini İstanbul’dan uzaklaştırmak ve “Anadolu dağlarında çürütmek” isteyenlerce 9. Ordu Müfettişliği ile görevlendirilir. Fakat, Mustafa Kemal, müfettişliği kabul ederken, görevinin geniş yetkilerle donatılmasını sağlar. Öyle ki; Ankara’nın doğusunda kalan her yerden sorumlu hükümet yetkilisi konumundaydı.

‘Bir şey mi yapacaksın?’ 19 Mayıs sabahı Atatürk Samsun’da

Mustafa Kemal, 14 Mayıs’ta, Damat Ferit Paşa’nın Nişantaşı’ndaki evindeki akşam yemeğinde yeni görevi konusunda görüşmelerde bulunur. Sadrazam’ın yanından ayrıldıktan sonra, Cevat (Çobanlı) Paşa ile arasında şu konuşma geçer:

“- Bir şey mi yapacaksın Kemal?

– Evet Paşam, bir şey yapacağım.

– Allah muvaffak etsin.

– Mutlaka muvaffak olacağız.”

İzmir’in işgal edildiği 15 Mayıs günü Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanlığı’nda Cevat (Çobanlı) ve Fevzi (Çakmak) paşalara veda eder. Aynı gün, Yıldız Sarayı’nda Padişah Vahdettin tarafından kabul edilen Mustafa Kemal, daha sonra Bandırma Vapuru kaptanı İsmail Hakkı (Durusu) Bey’i, Şişli’deki evine çağırarak yolculukla alakalı bilgi alır.

‘Karadeniz’de batırılacak’ 19 Mayıs sabahı Atatürk Samsun’da

Mustafa Kemal, 16 Mayıs’ta, Cuma selamlığından sonra Padişah Vahdettin’e veda eder. Şişli’deki evinde annesi ve kız kardeşiyle vedalaşan Mustafa Kemal Paşa, yola çıkışındaki kritik saatleri şu şekilde anlatır: “Araba kapı önünde idi. … Tam o esnada gelerek beni büroma götüren bir dostum (Rauf Orbay), aldığı bir habere göre, benim ya hareketime müsaade edilmeyeceğini veya vapurun Karadeniz’de batırılacağını belirtti. Yıldırımla vurulmuşa döndüm. Daha sonra vaktiyle uzun müddet yanımda çalışan bir erkânıharp (kurmay) da gelerek, maiyetinde çalıştığı bir damattan aynı şeyleri öğrendiğini bildirdi. Bir an yalnız kaldım ve düşündüm. Bu dakikada düşmanların elinde idim. Bana her istediklerini yapamazlar mıydı? Beynimden bir şimşek geçti: Tutabilirler, sürebilirler, ancak öldürmek! Bunun için beni Karadeniz’in coşkun dalgaları arasında yakalamak lazımdır. Bu olasılık mantıklı idi. Fakat artık benim için yakalanmak, hapsolmak, sürülmek, düşündüklerimi yapmaktan men edilmek, tamamı ölmekle eşit idi. Hemen karar verdim, arabaya atlayarak Galata Rıhtımı’na geldim.”

‘İdeali götürüyoruz’ 19 Mayıs sabahı Atatürk Samsun’da

Sandallarla gidilen “Bandırma” vapurunda, Kız Kulesi açıklarında İtilaf Devletleri subaylarınca silah ve kaçak malzeme arandı. Arama sürerken, “kaptan yerinde” bulunan Mustafa Kemal’in kararlılığı göstermek maksadıyla hareket hazırlıklarını çabuklaştırmasını söylediği “yirmi yedi senelik ihtiyar kaptan” demir aldırmaya başladı. Subayların gemiyi terk etmelerinin sonrasında Karadeniz’e yönelen “Bandırma”nın güvertesinde Mustafa Kemal Paşa, yanındakilere şunları söyleyecekti: “Bunlar işte bu şekilde yalnız demire, çeliğe, silah gücüne dayanırlar. Bildikleri şey yalnız madde! Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin gücünü anlayamazlar. Biz, Anadolu’ya ne silah ne cephane götürüyoruz; biz ideali ve imanı götürüyoruz.”

Mustafa Kemal Paşa, Boğaz’dan Karadeniz’e çıkarken, kaptana tehlike ihtimallerini anlattığında, İsmail Hakkı Bey, “Ne aksi, bu denizi pek iyi tanımam, pusulamız da bozuk…” yanıtını verir.

Güç şartlar altında süren yolculuktan sonra 19 Mayıs 1919 (Pazartesi) sabahı saat 6’da güzel bir havada Samsun’a ulaşırlar.

Gençlik bayramı ve marşı 19 Mayıs sabahı Atatürk Samsun’da

1936 senesi yazı; Atatürk, Balkan Antantı dolayısıyla Beylerbeyi Sarayı’nda gerçekleştirilen festivalde, Karadeniz yöresi oyunlarını izlerken, 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkışını hatırlar. “Dağ başını duman almış” marşını yolculuklarında, nasıl söylediklerini şu şekilde anlatır: “Anadolu’nun dağ başlarını, tekerleklerini çuvalla doldurduğumuz kırık dökük otomobillerle aşarken, bu marşı söyletmeyi yanımda bulunanlara tane ettirmiştim.”

Seveni çoğalarak artan Gençlik Marşı’nın bestecisi İsveçli Felix Körling, esas isimi da “The Trallande Jomtor’dur. (Jamtland’lı Üç Şarkıcı Kız/Şakıyan Üç Kız). Marş, melodisini çok beğenen Selim Sırrı Tarcan tarafından 1909 senesinde Türkiye’ye getirilir. Güftesini de Türkçe öğretmeni olan arkadaşı Şair Ali Ulvi (Elöve) yazar.

‘Muazzam tarihi bir gün’ 19 Mayıs sabahı Atatürk Samsun’da

Atatürk’ün, Millî Mücadele’nin başlaması dolayısıyla kendi doğum günü olarak ilan ettiği “19 Mayıs’’ta, Samsun’da ‘’muazzam tarihi bir gün’’ olarak yerel törenler düzenleniyordu. “20. Asır” mecmuasının 19 Mayıs 1953 tarihli sayısındaki yazıya göre, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a ayak bastığı o gün, kent baştan başa donanır, dükkânlar kapanır, Samsunlular akın akın Belediye Meydanı’nda toplanır, törenleri izlerlerdi. Gece de her yan “pırıl pırıl” aydınlatılır, millî oyunlar oynanır, konferanslar, “müsamereler” verilir; Gazi saygıyla anılırdı.

Samsun’un bu “uğurlu günü” kutlama törenleri, her sene artarak 1936 senesine kadar sürer. Bu senede Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak bastığı kıyıya “Gazi Heykeli” dikilince, kutlamalar, artık “tüm kenti ve limanı yerinden oynatan” bir vaziyete dönüşür.

Nasıl bayram oldu? 19 Mayıs sabahı Atatürk Samsun’da

19 Mayıs’ın yurt çapında bir “Bayram”a dönüşmesinin öyküsü ise Selim Sırrı Tarcan’ın girişimiyle 1928 senesinde ilk defa İstanbul’da gerçekleştirilen “Jimnastik Şenlikleri”ne dayanıyor. “Bir nevi mektepler bayramı” biçimindeki bu şenliklerde kızlarla erkekler ayrı ayrı sahaya çıkıyorlardı. Bu şenlikler, 1936’da 19 Mayıs’a denk getirilir ve “millete mal edilerek” gençlik bayramı niteliğini kazanır. İstanbul’da bulunmasından ötürü bu şenliğe katılamayan Atatürk, ertesi gün Anadolu Ajansı aracılığıyla “19 Mayıs gününün yıldönümü münasebetiyle vatandaşların yüksek duygularını bildiren yazılara ve bugünü kutlamak için yapılan spor bayramında gençliğin gösterdiği heyecan ve bağlılığa teşekkür eder. Atatürk, 1937 senesinde da “Ankara Stadyumu”nda yapılan törende “milletin sevgi ve bağlılık duyguları”nı ileten İçişleri Bakanı ve CHP Genel Sekreteri Şükrü Kaya’ya “teşekkür telgrafı” gönderir.

Atatürk stadyumda 19 Mayıs sabahı Atatürk Samsun’da

Atatürk, 1938 senesinde Ankara (19 Mayıs) Stadyumu’nda, “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak ilk defa yapılan gösterileri hasta olmasına rağmen izler. Atatürk’ün yanında, konuğu Yugoslav General Nediç vardır. 19 Mayıs, aynı sene 20 Haziran’da Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Ile Ilgili Yasa’a ek yapılarak, resmen bayram ilan edilir. Böylece Cumhuriyetin ilk yıllarından, resmen bayram ilan edildiği tarihe kadar, mayıs ayının üçüncü cuma günü kutlanan “idman bayramı” ya da “jimnastik şenlikleri”, Atatürk döneminde kabul edilen millî bayramların sonuncusu olur. Fakat, 10 Kasım 1938’de hayata gözlerini yuman Atatürk, resmen ilk defa 1939’da kutlanan Gençlik ve Spor Bayramı’nı izleyemez. Bayramın isimi 1980 senesinden sonra yapılan düzenlemeyle de “19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı” olarak değiştirilir.

Vasiyeti gençlere 19 Mayıs sabahı Atatürk Samsun’da

Atatürk, Büyük Nutuk’unu “Bugün ulaştığımız netice, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların oluşturduğu uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu neticesi, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum” diye başladığı ve bir nevi siyasi vasiyetnamesi niteliğindeki, “Gençliğe Hitabı” ile bitirir. Atatürk, Gençliğe Hitabı’nı okurken, kürsüde heyecanına hâkim olamaz, eli titrer ve gözlerinden yaşlar akar. Prof. Afet İnan, Atatürk’ün bu bölümü yakın çevresine okuduğu akşam da heyecanını ve iki damla gözyaşını çevresindekilerden gizleyemediğini söyler. Prof. İnan, o akşam Mustafa Kemal’in coşku içinde kimseye konuşma fırsatı vermediğini söyleyerek, o ortamı şu şekilde anlatır: “O, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği üstünde duruyordu: geleceği Cumhuriyet’e inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacak olanlara emanet etmek gerekiyordu’ diyordu.”

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.