1 Aralık Dünya AİDS Günü! Hiv Nedir? Belirtileri Nelerdir?

HIV, Türkiye’de son 5 yılda yüzde 400 arttı.Peki hiv virüsü nedir?Aids nasıl bulaşır ve tedavi yöntemleri nelerdir?Kimler risk altında,ilaçla tedavi var mı
1 Aralık Dünya AİDS Günü! Hiv Nedir? Belirtileri Nelerdir?
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

HIV, Türkiye’de son 5 yılda yüzde 400 arttı. Dışlanma korkusu test yaptırmıyor. HIV’in Türkiye’de son 5 yılda korkutan artış göstermesi gözleri tanı, teşhis ve tedavi konusunda yapılması gerekenlere çevirdi. HIV hasta sayısı 25 binin üzerinde. Ancak son iki yılda, hastalığa yeni yakanalan kişi sayısının yaklaşık 5 bin olduğu belirtildi. Artış hızı ise yüzde 400’ler civarında.

Prof. Fehmi Tabak, Prof. Ayşe Deniz Gökengin ve Gilead Bilim Avustralya, Kanada ve Avrupa Kurumsal İlişkiler Başkan Yardımcısı Alex Kalomparis’in verdiği bilgilere göre, HIV ve AIDS en çok toplumdan dışlanmaktan çekinildiği için yaygınlık gösteriyor.

Özellikle son yıllarda internetin yaygınlaşmasıyla partner bulmanın çok daha kolaylaşmasıyla vakalarda ciddi bir artış göstermesindeki en önemli etkenlerden biri olarak dikkat çekiyor. Ancak daha da önemlisi, belirtileri hisseden ya da durumundan şüphelenen kişilerin, damgalanmaktan ve toplumdan dışlanmaktan korktuğu için gerekli testleri yaptırmıyor.

En yaygın yaşandığı Afrika’da bile hastalığın artık kontrol altına alındığı, artış hızlarında düşüş sağlandığı belirtirilirken Türkiye’nin de bulunduğu Doğu Avrupa ve Orta Asya’da artışın hızlandığı dile getirildi.

En çok bulaşma yolunun erkekten erkeğe cinsel birliktelikle olduğu bilgisini veren uzmanlar, eğitim düzeyi çok yüksek gruplarda bile bulaşma ve tedaviye ilişkin bilgilenmenin yetersiz olduğunu söyledi.

4 BELEDİYEDEN TEST

Hastalığı kontrol altına almak için en önemli nokta test yapılması. Sağlık Bakanlığı, kişilerin isim ve kimlik bildirmeden test yaptırabilmeleri için 4 belediye ile ortak bir çalışma başlatıyor. Beşiktaş, Şişli, İzmir/Konak ve Ankara/Çankaya’da bakanlığın sağladığı testler yapılmaya başlanmış durumda.

Türkiye’de 18 yaş üstü 21 bin 347 kişiyle yapılan araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 60’ı öpüşme yoluyla, yüzde 34.8’i el sıkışma ve sarılmayla bulaşacağını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 25.7’si kan yoluyla, yüzde 22.5’i korunmasız cinsel ilişki ile hastalığın bulaştığı bilgisine sahip değil.

HIV hastalarının normal bir hayat süreceğine dair fikri olanlar yüzde 25 iken yüzde 75 gibi yüksek bir oran, hastaların normal bir hayat sürdüremeyeceğini düşünüyor. Oysa, tanısı yapılan ve tedaviye başlayan bir HIV’li hasta, diğer hiç kimse için herhangi bir risk oluşturmadan normal hayatını yaşayabiliyor.

Hastalığın bulaşma yollarına ilişkin bir fikri olan katılımcıların oranı yüzde 22’de kalırken bilmeyenlerin oranı yüzde 77.3’ü buluyor.

Erkekler ağırlıkta

Geçen yıl 3 bin 678 HIV ve 122 AIDS vakası olmak üzere toplam 3 bin 800 vaka doğrulama saptanıyor. Vakaların yüzde 83.7’sini erkek, 16.3’ünü de kadınlar oluşturuyor. Vakaların yüzde 16.4’ü yabancı uyruklu.

Vakalardan 25 – 29 yaş grubu, en ağırlıklı grup olarak saptanıyor.

HİV VE AİDS NEDİR?

Vücut direncinin zayıflamasına ve kolay hastalanmaya sebep olan AİDS, 1 Aralık farkındalık gününde gündemde yer alıyor. Türkçe karşılığı Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu olan AİDS, erken tanı halinde kontrol altına alınabilmektedir

1 Aralık Dünya AİDS günü 1988 yılında farkındalık yaratmak amacıyla Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilmiştir. İlk çıkışı 1960’lı yıllara ve ilk tanısı da 1980’li yılların başına dayanan HIV enfeksiyonu, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi bir halk sağlığı ve toplumsal sorundur.

İnsan İmmun Yetmezlik Virüsü (Human immunodeficiency virus; HIV) Lentivirinae alt ailesinden zarflı bir Retrovirüstür. Virüs bağışıklık sisteminin baskılanması sonucunda fırsatçı enfeksiyonlar ile seyreden AIDS (Acquried-immunodeficiency syndrome) tablosuyla karakterize kronik hastalığa yol açmaktadır.

AIDS ilk kez 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri‘nde New York, Los Angeles ve San Francisco şehirlerinde önceden sağlıklı, genç homoseksüel erkeklerde Pneumocystis jirovecii pnömonisi ve Kaposi sarkomu vaka sayılarında görülen artış sonrasında tanımlanmıştır. Daha sonraki vakalar, hemofili hastaları, kan transfüzyonu alan kişiler, heteroseksüel damar içi ilaç kullananlar ve bu kişilerin cinsel eşlerinde izlenmiştir. Virüs 1983 yılında, AIDS ve kronik lenfadenopati gibi AIDS ile ilişkili klinik tablosu olan kişilerin kan örneklerinden izole edilmiştir. HIV enfeksiyonunun tanısında kullanılan serolojik testler 1985 yılında geliştirilerek kullanıma girmiştir. Afrika’da, 1986‘da iki AIDS hastasında HIV-1‘den antijenik yönden farklı bir virüs izole edilmiş ve virüse HIV-2 adı verilmiştir.

IDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome) HIV tarafından oluşturulan, Türkçe’de “Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu” olarak adlandırılan bir hastalıklar tablosudur. Bağışıklık hücrelerinin yüksek düzeyde tahribatı sonucu fırsatçı enfeksiyonların ilerleyerek ciddi hastalık tabloları oluşturması durumudur. Yetersiz bağışıklık sistemi durumlarında ortaya çıkan bakteriyel, viral, mantarlara bağlı ya da protozoal enfeksiyonlara fırsatçı enfeksiyonlar adı verilmektedir. Erken tanı ve gelişen tedavi koşulları ile HIV pozitif kişiler AIDS dönemine geçmeden uzun yıllar yaşayabilmektedir.

HIV NASIL BULAŞIR?

HIV pozitif kişi ile korunmasız (kondom kullanılmadan) yapılan her türlü (oral, vajinal, anal) cinsel ilişki ile,Ortak kullanılan ve HIV enfekte enjektör veya steril edilmemiş cerrahi malzemelerleEnfekte kan ve kan ürünleriyle (Ülkemizde 1987 yılından itibaren, her kan ve kan ürününe gerekli testler yapıldıktan sonra hastaya verilmektedir.),HIV pozitif anneden bebeğe gebelik döneminde, doğum sırasında ya da doğum sonrasında emzirme ile bulaşabilmektedir.

HIV BELİRTİLERİ NELERDİR?

Enfeksiyon belli evrelerle seyretmektedir. Virüs vücuda alındıktan 1-6 hafta içerisindeki ilk çoğalma döneminde HIV enfeksiyonuna özgü olmayan ve değişken belirtiler gösteren akut enfeksiyona neden olmaktadır.

6-12 hafta içerisinde HIV’e karşı antikorlar gelişmektedir. Antikorlar hastalığın teşhisi açısından önem taşımaktadır. Antikorlar gelişene kadar geçen sürede, kanda virüs mevcuttur ve hasta bulaştırıcıdır.

Kişide hiçbir belirti ve bulgunun olmadığı 6-13 yıl (ortalama 8-10 yıl) süren Asemptomatik dönemde bulgu yoktur ancak kişi bulaştırıcıdır.

Hastaların ilk kez doktora başvurmalarına neden olan belirtiler Erken Semptomatik Dönemde ortaya çıkar. Bu dönemde HIV enfeksiyonuna özgü testler yapılarak tedaviye başlanmaktadır.

HIV enfeksiyonun son basamağı AIDS dönemidir. Bu dönemde bağışıklık eksikliği iyice belirgin bir hale gelir, fırsatçı enfeksiyonlar veya bazı özel tür kanserler ortaya çıkabilir. Özellikle bu dönemde fırsatçı enfeksiyonların tanısı, tedavisi ve önleyici tedavi önemlidir. İleri evreye gelmiş hastalarda, tedaviye rağmen ortalama 2 yıl içerisinde yeni bir AIDS göstergesi hastalığın ortaya çıkışı engellenememektedir.

AIDS TEDAVİSİ NASILDIR?

HIV enfeksiyonunda virüsü ortadan kaldıran bir tedavi henüz yoktur ancak virüsün çoğalmasını kontrol eden ilaçlar vardır. Bu ilaçlar, hastalığın kesin tedavisini sağlamamakla birlikte virüsün vücutta çoğalmasını kontrol altına alarak bağışıklık sisteminin zayıflamasını önlemekte ve AIDS tablosunun ortaya çıkışını engellemektedir.

HIV/AIDS ENFEKSİYONUNDAN KORUNMA YOLLARI NELERDİR?

HIV enfeksiyonu önlenebilir bir hastalıktır. Korunma önlemleri tedaviden çok daha etkili ve ucuzdur.

Güvensiz ve korunmasız cinsel temastan kaçınılması,Tek eşlilik,Cinsel ilişki sırasında kondom kullanılması gerekmektedir.

Taraması yapılmış HIV(-) kan ve kan ürünlerinin kullanılması,(Kan ve kan ürünleri ile olan bulaşmaya karşı korunma amacı ile 1987 yılından beri ülkemizde kan ve kan ürünleri HIV yönünden test edilmektedir. Organ ve doku nakilleri öncesinde gerekli testlerin yapılması HIV geçiş riskini en aza indirmektedir.)

Tek kullanımlık steril enjektör ve cerrahi malzemelerin kullanılması,Ortak enjektör kullanımından kaçınılması gerekmektedir.

Uygun tedavi ve takibinin yapılması, doğumun sezaryan şeklinde planlanması,Doğumdan önce anneye ve doğum sonrasında bebeğe ilaç tedavisi başlanması,Annenin bebeğini emzirmemesi gerekmektedir.

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.